Ürün Açıklaması
Yayınladığı eserlerle 20. asrın ilk yarısı boyunca Türk ilim ve kültür dünyasına değerli katkılarda bulunmuş bir isim olan Kilisli Rifat Bilge; Sâdi’den yaptığı Bostan ve Gülistan tercümeleri, Divânü Lugâti't-Türk ve Dede Korkut Kitabı neşri gibi çalışmalarıyla edebiyat alanında da önemli eserler ortaya koymuştur. Türk edebiyatına yönelik geniş bir bilgisi olan Kilisli Rifat, Türk İslâm kültürüne büyük etki etmiş klasik eserlerin yanında anonim halk şiirine de önem vermiş; mâniler, türküler ve destanlar üzerine çalışmalarda bulunmuştur. Bunlardan sadece mânileri bastırabilmiştir. Zira “Destanlar, Türküler, Koşmalar” adlı bir diğer derlemesini de hazırlayıp dönemin Maarif Bakanlığı’na gönderdiği halde -her nedendir bilinmez- bastırmaya muvaffak olamamıştır. Kilisli’nin derlemesi aşk, sevgi, mutluluk, kaygı, özlem ve hüzün gibi gündelik hayatın her anına karşılık gelebilecek duyguların halkın dilinde şiirleştiği bir metindir. Yayına hazırladığımız bu eser onun Milli Kütüphane’de bulunan müsveddelerine dayanıyor. Kilisli Rifat Bilge, bunların gerek derlenmesine gerekse de hazırlanmasına büyük bir emek sarfetmiştir. Bu çalışma, muhtemelen onun “Mâniler” adlı ilk kitabından sonra hazırlamış olduğu “Türküler, Destanlar, Koşmalar” adlı kitabına bir zeyl niteliği taşımaktadır. Nitekim çalışmanın müsveddeleri, Milli Kütüphane’ye, “Bekçi Destanları ve Türküler” şeklinde aktarılmıştır. Dolayısıyla biz de bu bütünlüğü bozmamak için çalışmaya aynı adı verdik. Bekçi Destanları (fasılları), Ramazan fasıl geleneği ve manilerle destan söyleme süreci içerisinde oldukça müstesna bir yere sahiptir. Bu destanlar, bir aylık Ramazan ikliminin âdeta söz ve hikmet cephesini ortaya koyarken, özellikle de eğlenceye dönük geleneğimiz hakkında bize paha biçilemez veriler sağlar. Eserin “Türküler” kısmında ise yaklaşık dörtte biri Gevheri’ye ait olmak üzere, Âşık Ömer, Köroğlu, Molla Veli, Âşık, Karib, Kâtibi, Ali, Kâmil, Halil, Kuloğlu, Hamza, Öksüz Âşık, Neşati, Bekdaşlı, Yusuf Dede, Abdullah, Âşık Ahmet, Munla, Gümrah Ali, Beyoğlu, Mâ’ili, Hadıki ve Nüzûli mahlasları ile 18’i anonim 95 metnin aktarıldığı görülmektedir. Mahlaslarına iyice dikkat edilecek olunursa türkülerin büyük ölçüde 16. ve 17. yüzyılda yaşamış halk şairlerine ait olduğu ifade edilebilir.