Ürün Açıklaması
Elmalılı Ümmi Sinan Hazretleri’nin irşâdında yetişmiş beş büyük Hak erinin seyr ü sülûk tecrübelerini bir arayagetirenmüstesna bir tasavvuf külliyatı... Niyâzi-i Mısri, Gülâboğlu Mehmed Askeri, Çavdaroğlu Müfti Derviş, Muslihiddin Mustafa Şeyhi veUşaklıAhmed Matlai’ye ait beş ayrı divân... Vahdet-i vücûd, ilâhi aşk, irfân, insan ve yaratılış hakikatini sade, duru ve derin bir Türkçe ile dile getirenvebirlikteokunduğunda mânâsı derinleşen Beş Er Külliyâtı, tasavvuf yolunun şeriat, tarikat, mârifet ve hakikat mertebelerineışık tutan önemli bir başvuru kaynağı. 1-MEHMED NİYÂZİ-İ MISRİ - DİVÂN-I İLÂHİYÂT 17. asırda yaşayan Mehmed Niyâzi-i Mısri, Halvetiyye erkânının “Orta Kol” diye tanınan“Ahmediyye”şubesinin devamı niteliğinde olan “Mısriyye” kolunun piridir. Coşkun ve cezbeli bir sûfi olanMısri, İslâm tasavvuf tarihinin en renkli ve en yetkin simâlarından biridir. 1618’de Malatya’da doğmuşDiyarbakır, Mardin, Kerbelâ, Mısır, İstanbul, Elmalı, Uşak, Kütahya ve Bursa’da yaşamış, nihayet sürgüne gönderildiği Limni’de 1694 senesinde vefât etmiştir. İbn Arabi, Hazret-i Mevlânâ ve Yûnus Emre tefekkürünün takipçilerinden olan Mısri, buüç büyükzâtın düşüncelerinin harmanlandığı mükemmel bir terkiptir. Mısır’da öğrenimgördüğü için“Mısri”mahlasıyla tanınan Hz. Pir, şiirlerinde aşka ve irfâna ait hakikatleri damıtıp süzerek devrininengüzel Türkçesiyle kaleme almıştır. O aynı zamanda edebiyat tarihimizde kendisini takip eden mutasavvıfşair ve ediplerle, adına "Niyâzi-i Mısri Okulu" diyebileceğimiz büyük bir edebi üslubun damerkezindeolan bir şahsiyettir. Niyâzi-i Mısri fikirleriyle bütün çağlara hitap eden ve insanlığın varmakistediği hakikatin şâhikâlarında dolaşan bir gönül adamıdır. O, İslâm'ın derinliğini idrâk eden bir ârif-i billaholduğu kadar, Türkçe'nin de inceliklerini bilen bir şairdir. Bu büyük Hak âşıkı ve ârifininyol tecrübelerini anlattığı "Divân-ı İlâhiyât"ını anlamaya çalışmak, bir mânâda insanın, İslâm'ınirfâni derinliğini, vücûd birliğini ve kendini idrâk etmesi anlamına gelmektedir. Hz. Pir'i önceki sûfi şairlerden ayıran özellik, "İlâhiyât"ında, seyr ü sülûk sırasında yaşanması gereken fark vecem‘ sırlarını dengeli olarak vermesidir. “Şeriatsız hakikat oldu ilhâd/Hakikat nûr, ziyâsıdır şeriat” diyen Hz. Pir'in ortaya koyduğu vahdet ve kesret; cem‘ ve fark idrâkiyle ilgili denge, tasavvuf yolları içinde, dervişlerin terbiyesi sırasında fevkalâde önemlidir. Sülûku sırasında yaşadığı aşk veirfânhâllerini yorumlamaya çalışan sâlikin şeriattan hakikate doğru yol alırken hangi halde hangi reçeteyi kullanacağını bilmesi, nefsinin tehlikeli yollara sapmasını önleyecektir. Niyâzi Hazretleri'ninilâhiyâtı busapmaları önleyecek altın kuralları ihtivâ eder. Niyâzi’nin “Divân-ı İlâhiyât”ı on iki hak yolun benimsediği şeriat, tarikat, marifet ve hakikat ilimlerininsırlarını kapsayan bir ilmihâldir. Bu sebeple tasavvuf erbâbı, Niyâzi-i Mısri’nin divânını bir “tarikat vetasavvuf ilmihâli” olarak kabul etmiştir. Elinizdeki eser, Mısri Efendi’nin pek çok belge veyeni bilgilerden hareketle yazılan hayatıyla, yetmişten fazla yazma nüshanın karşılaştırılması sonucundaelde edilen “İlâhiyât"ını ihtiva etmektedir. Bu ilâhiyâtın Ümmi Sinân Hazretleri’nin “Beş Er”inindivânlarıyla paralel okunması okuyucunun tevhid bilincini arttıracaktır. Buyurun irfân sofrasına. 2-GÜLÂBOĞLU MEHMED ASKERİ - DİVÂN-I İLÂHİYÂT Niyâzi-i Mısri ve Çavdaroğlu Müfti Derviş divânlarında, Elmalılı Ümmi Sinân Hazretleri’ne intisapeden“Beş Er”den bahseder. Beşer libâsından soyunup Hak’ta fâni olan bu hem-râhlardan biri olanMısri Efendi: “Biz beş er idik çıkdık bir demde yola girdik Kırk yılda pire erdik bu sohbete erince” buyurur. Yine Kütahyalı Çavdaroğlu Müfti Derviş de: “Cem‘ olıcak bir araya beşimiz Sevdiğimiz zikr etmekdir işimiz Hemân bu yola komuşuz başımız Zâkir kullardanız elhamdülillâh” der. Bu “Beş Er”in en tanınmışı Niyâzi-i Mısri’dir. Diğerleri Kütahyalı Çavdaroğlu Müfti Derviş, Uşaklı Ahmed Matlai, Uşaklı -sonradan Kütahya’ya yerleşen- Muslihüddin Mustafa Şeyhi ve buradasözkonusu edeceğimiz Gülâboğlu Mehmed Askeri Hazretleri’dir. Bu beş yol arkadaşı Elmalılı Ümmi SinânAziz’in huzuruna varıp bir demde yola girmişler ve yine hepsi birlikte vahdet ummanına garkolupgitmişlerdir. Bu yol arkadaşlarının her biri diğerine aynadır; biri diğerinden farklı değildir. Bugönül erlerini merak edenler önceki yıllarda yaptığımız çalışmalara göz atabilirler. İmdi bu eserde konumuz olan zât, “Beş Er”den biri olan Gülâboğlu Mehmed Askeri Hazretleri’dir. Askeri 17. asrın başlarında Kütahya’nın Altıntaş ilçesinde doğmuş, tahsilinden sonra Elmalılı SinanÜmmi Halveti Hazretleri’ne intisap ederek hilâfetle Afyon Karahisar’ına gönderilmiş ve burada1693yılında vefât etmiştir. Elinizdeki eserde Askeri’nin mevcut kaynaklardan hareketle yazılan kısa bir hâl tercümesiylearuzveheceyle kaleme aldığı 254 nutk-ı şerifini içeren “Divân-ı İlâhiyât”ını bulacaksınız. 3-ÇAVDAROĞLU MÜFTİ DERVİŞ - DİVÂN-I İLÂHİYÂT Çavdaroğlu Müfti Derviş Ahmed Efendi 16. ve 17. asırlarda Kütahya'da yetişen Yûnus gönüllümutasavvıflardan biridir. Çavdaroğlu Kalburcu Şeyhi Ahmed Efendi'nin torunu, Ümmi SinanHazretleri’nin dervişi ve halifesi, Niyâzi-i Mısri, Gülâboğlu Mehmed Askeri, Ahmed Matlai veMuslihiddin Şeyhi’nin yol kardeşi, Gaybi Sun'ullah'ın Hazretleri’nin babası olmak gibi özellikleresahiptir. Türk Tasavvuf Tarihi ve Edebiyatı alanında “Beş Er” diye şöhret bulan şahsiyetlerin şiirlerindeortayakoydukları üslûp ve görüşlerin tam ortasında yer alan Çavdaroğlu Müfti Derviş, medresetahsili görmesine, senelerce Kütahya Müftülüğü yapmasına rağmen şiirdeki dili itibariyle tambir halkadamıdır. O, diğer yol kardeşleri ve silsilesinden gelen mürşidleri Sinân Ümmi, Eroğlu veVâhibÜmmiHazretleri gibi Çavdarlu Yörüklerinin konuşmalarını şiire taşıyarak Anadilimiz Türkçe’yi Rabçehâlinegetiren Yûnus Emre muakkiplerinden biridir. Çavdaroğlu’nun nutk-ı şerifleri, muhatabıyla senli benli konuşurcasına hemen şu anda söylenivermişkadar doğal ve sadedir. Vahdet-i vücûd idrâki gibi, aşk ve nefs bilgisi gibi çetrefilli mes’eleleri böylesine arı-duru bir kelâmla anlatmak herhalde kerâmet-i evliyâdan bir cüz olsa gerektir. Çavdaroğlu’nun şiiri haza “İlâhi”dir. Şairlerin kendilerine özel kavramlar kullandıkları bir ortamda, hakikati çıplak bir Türkçe ile anlatan mutasavvıfın bu özelliğini herhalde içinde yaşayıpbüyüdüğü“Yörük/Türkmen” kültürünün canlılığında ve güzelliğinde aramak gerekir. Fakat onun buüslûbununarkasında hiç şüphesiz Yûnus Emre gibi bir öncü vardır. Çavdaroğlu Türkçe'yi arşa kanatlandıranYûnus muakkiplerinden biri olmak hasebiyle Türk-İslâm Tasavvuf Edebiyatı bünyesinde incelenmeyedeğer bir şahsiyet olarak karşımıza çıkmaktadır. Elinizdeki eserde onun “Divân-ı İlâhiyât”ını bulacaksınız. 4-MUSLİHİDDİN MUSTAFA ŞEYHİ - DİVÂN-I İLÂHİYÂT "Şeyhi Mustafa Muslihiddin Efendi" 17. asırda Anadolu'nun kalbi, âşıklar diyarı Uşak’ta doğmuş, Elmalı’da yetişmiş ve tayin edildiği Kütahya’da insanların irşâdıyla uğraşmış bir büyük ahlâk, aşkvegönül adamı, Hak dostu bir erendir. Hayatı hakkında ne yazık ki fazla bilgimiz yoktur. BunarağmenŞeyhi kültür tarihimiz açısından fevkalâde önemli şahsiyetlerden birisidir. Zira o, fikirleri yüzyılları aşanaşk ve irfân dilimiz Yûnus Emre'nin, kendisini yetiştiren Elmalılı Sinân Ümmi'nin izinde eserler ortayakoyan Türkçemizin güçlü bir sesidir. Şeyhi aynı zamanda bütün zamanların en önemli tasavvuf şairi kabul edilen Niyâzi-i Mısri'nin de yol arkadaşıdır. Kaldı ki elinizdeki eser, bu büyük mutasavvıfın"Divân-ı İlâhiyât"ına nazire olmakla ayrıca önem kazanmaktadır. Türkiye ve dünyada konuylailgili meraklılar eğer İslâm'ın aşk ve irfân alanındaki derinliğine ulaşmak, Türkçe'nin inceliğine, ahengineve zevkine varmak istiyorlarsa bağrımızdan çıkan Şeyhi'nin ve onu yetiştiren silsilenin YûnusEmredamarından beslenen nutk-ı şerifleriyle hâllenmelidir. Böyle bir kâmil insanı tanımak ve tanıtmak, gelecek nesillerin onun aşk, ahlâk ve irfânıyla yetişmesini sağlamak bizim boynumuzunborcudur. Şeyhi'nin şiirleri bilinen tek nüshasından hareketle Mustafa Tatcı tarafından gün yüzüne çıkarılmıştır.Bu eserde şairin 227 adet nutkunu bulacaksınız. 5-UŞAKLI AHMED MATLAİ - DİVÂNÇE-İ İLÂHİYÂT “Matlai” mahlasıyla şiirler yazan "Ahmed Halveti", 17. asırda Anadolu'nun kalbi, âşıklar diyârı Uşakşehrimizde yetişen bir büyük ahlâk, aşk ve gönül adamı, Hak dostu bir erendir. Hayatı hakkındaneyazık ki pek fazla bilgimiz yoktur. Ancak Matlai kültür tarihimiz açısından fevkalâde önemli şahsiyetlerimizden birisidir. Önemlidir zira o, fikirleri yüzyılları aşan aşk ve irfân dilimiz YûnusEmre'nin, kendisini yetiştiren Elmalılı Sinân Ümmi'nin izinde eserler ortaya koyan, Türkçemizingüçlübir sesidir. Matlai Ahmed Efendi aynı zamanda bütün dönemlerin en önemli tasavvuf şairi kabul edilenNiyâzi-i Mısri'nin, Elmalı’nın diğer cânları Gülâboğlu’nun, Müfti Derviş ve Muslihiddin Şeyhi’nin deyol arkadaşıdır. Elinizdeki eser, bu “Beş Er”in "Divân-ı İlâhiyât"larına nazire olmakla ayrıca önemkazanmaktadır. Hilkat sırrı peşinde koşturan tâlipler eğer İslâm'ın aşk ve irfân konusundaki derinliğineulaşmak, anadilimiz Türkçe'nin inceliğine, ahengine ve zevkine varmak istiyorsa Anadolu’nunbağrından çıkan Matlai'nin ve onu yetiştiren silsilenin Yûnus Emre damarından beslenennutk-ı şerifleriyle hâllenmelidir. Matlai gibi bir kâmil insanı tanımak ve tanıtmak, gelecek nesillerinonunaşk,ahlâk ve irfânıyla yetişmesini sağlamak bizim boynumuzun borcudur. Elinizdeki eser, Matlai'ninşiirlerinin bilinen tek nüshasından hareketle Mustafa Tatcı tarafından gün yüzüne çıkarılmıştır.