Ürün Açıklaması
Bu çalışma, fıkhın doğuşundan mezhepleşme sürecine kadar uzanan tarihi ve ilmi gelişimi bütüncül bir çerçevede incelemektedir. Eserin hareket noktası, fıkhın yalnızca ameli hükümlerden oluşan teknik bir disiplin olmadığı, insanın varlık gayesi, vahyin rehberliği ve Allah’ın rızasına uygun yaşama sorumluluğuyla doğrudan bağlantılı olduğudur. Bu sebeple önce insanın yaratılış gayesi, nübüvvet, vahiy ve Hz. Peygamber’in rehberliği ele alınmış, ardından fıkhi düşüncenin Hz. Peygamber dönemindeki ilk görünümleri incelenmiştir. Sahabenin nassları anlama biçimleri, lafız ve mâna merkezli eğilimleri, sünnet bilgisindeki farklılıkları ve değişen şartlar karşısında ortaya koydukları ictihadlar çeşitli örnekler üzerinden değerlendirilmiştir. Tâbiin döneminde Medine, Mekke, Kûfe, Basra ve Şam gibi ilim merkezlerinde şekillenen rivayet ve re’y eğilimleri takip edilmiş, bu birikimin müctehid imamlar döneminde daha sistemli fıkhi yaklaşımlara dönüşmesi açıklanmıştır. Çalışmada Hanefi, Mâliki, Şâfii ve Hanbeli mezheplerinin ortaya çıkışı, usûl ve delil anlayışları, talebe çevreleri, tedvin faaliyetleri ve yayılma süreçleri karşılaştırmalı biçimde ele alınmıştır. Mezhepleşmenin yalnızca imamların şahsi görüşlerinden değil, ictihad, tahric, tercih, fetva, nakil, hilâf, cedel, münazara, ihtisar ve şerh faaliyetlerinden oluşan uzun bir ilmi süreçten doğduğu gösterilmiştir. Sonuç olarak mezhep farklılıklarının dini parçalanmadan ziyade, aynı kaynaklara bağlı fakihlerin nassları anlama, delilleri değerlendirme ve yeni meseleleri çözme biçimlerindeki ilmi farklılıkların sonucu olduğu vurgulanmıştır. Mezhebe intisabın ilmi birikimi koruyan ve aktaran işlevine dikkat çekilirken, mezhep taassubu, keyfi telfik ve ruhsatları takip etme anlayışı da eleştirilmiştir.